Kocaeli Akademik Odalar Birliği
olarak ülkemizde son günlerde yaşanan ve bize göre hukuka uygun olmayan bir
kısım olaylarla ilgilikamu oyunun
dikkatini çekmek gerektiğini düşünüyoruz.
Özellikle siyasal iktidarın yasama
ve yürütme ile birlikte yargıyı da sınırlamak ve hatta elde tutmak amacında
olduğu halen tutuklu olanErzincan
C.Başsavcısı ile ilgili soruşturma yöntemi ve yine HSYK nın "yetki kaldırma"
ile ilgili yargı yolu kapalı olan kararına karşı Sayın Başbakan ve Adalet
Bakanı da dahil olmak üzere yürütmenin en üst kademelerinde olanların yapmış
olduklarıve "Hukukaaykırılık" iddialarını içerenaçıklamalardan anlaşılmaktadır.
Siyasal iktidarın bu çabaları Avrupa
Birliğinin Türkiye ile ilgili raporlarında da açıkça belirtilmektedir. Bu
çabalar bize göre oldu bittiye getirilmeye çalışılan ve ülkemizin içinde
bulunduğu bu ortamda hiç de doğru olmayan ;YARGIREFORMU, REFERANDUM SÜRESİNİN KISALTILMASI ve ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ söylemlerinin
hız kazanmasından da anlaşılmaktadır.
Anayasa
Mahkemesi,Yargıtay,Danıştay,HSYK gibi ; Laik Cumhuriyet ve demokrasinin ,
adaletin ve Yargı bağımsızlığının teminatı sayılan yüksek mahkeme ve kurulların
yapısının değiştirilmeye çalışılması Anayasamızdaki kuvvetler ayrılığı ilkesine
uymayan bir anlayışla yargı reformuna gidilmesi, sözde kaldırılan DGM'ler
yerine Özel Yetkili Mahkemelerin konulması ve bu kurumun da siyasallaştırılması
çabaları ne insan haklarına ne de hukuka ve adalete uygun olamaz..
Doğal olarak, kimsenin suç işleme
özgürlüğü yoktur..Ama gerek yasalar ve gerekse Uluslar arası sözleşmelerde
ifadesini bulan ADİL YARGILANMA HAKKI vardır.Bu hakka saygı gösterilmesi kısaca
her açıdan adalete uygun davranılmasıdemokratik bir sistemin ön koşuludur..Hukukun üstünlüğü'nün sağlanması
için Yargı'nın siyasallaştırılmaması ve yıpratılmaması gerekir..
Ülkemizde siyasal iktidar kendi
siyasal projelerini hayata geçirmek için diğer kurumları da yıpratmayı seçmektedir.
Bunuda son zamanlarda Türk Silahlı
Kuvvetlerine karşı başlatılan yıpratma politikaları ve en son Sayın Başbakan'ın
"Basın ve köşe yazarlarını hedef alan"26.02.2010 günü yapmış olduğu konuşmadan anlamaktayız. Bu türden davranışlar "sivil
diktatörlük " kaygılarını arttırmak ve demokrasiyi yıpratmaktan başka sonuç
doğurmaz.
Bize göre ülkemizde öncelikli
yapılması gereken Çalışma Barışı'nın sağlanmasıdır. Ne yazık ki bu konuda ,çalışanları
tatmin edici adımlar atmak yerine"Tam
gün yasası ve 4/c mağdurları" gibi mağdurlar yaratılmıştır. Bu bağlamda hakları
için demokratik ve hukuki mücadele veren Tekel işçileri başta olmak üzere tüm
emekçileri desteklediğimizi belirtmek istiyoruz.
Bizler ülkemizde Hukuk
Devletinin,İnsan haklarının ve Demokrasinin hayata geçmesini istiyoruz.Bizler
Tam Bağımsız Türkiye ve Laik Cumhuriyet'in devamı içintüm kişi ve kurumların demokrasi ve hukuktan
ayrılmayarak hassasiyetle çaba göstermesini diliyoruz.
Askeri ya da sivil olsun her türlü
darbe söylemini kesinlikle reddediyor, demokrasi içerisinde,ortak akıl ile her
türlü sorunun giderilebileceği yönünde tüm Kamu oyunun dikkatini çekiyoruz.